HANCALAR CAYI BÜYÜK MENDERES NEHRI

SÜLLER KASABASI. SANAYI

SÜLLER KASABASI / CUMHURIYET ILK OKULU

Dies ist ein Mustertext. Füge hier deinen eigenen Text ein.
Lorem ipsum dolor sit amet, consectetuer adipiscing elit, sed diam nonummy nibh euismod tincidunt ut laoreet dolore magna aliquam erat volutpat. Ut wisi enim ad minim veniam, quis nostrud exerci tation ullamcorper suscipit lobortis nisl ut aliquip ex ea commodo consequat. Duis autem vel eum iriure dolor in hendrerit in vulputate velit esse molestie consequat, vel illum dolore eu feugiat nulla facilisis at vero et accumsan et iusto odio dignissim qui blandit praesent luptatum zzril delenit augue duis dolore te feugait nulla facilisi.

Kasaba Meydani Carsi

BAKKAL

Süller Carsi ParkSüllerin Tarihçesi ve Kurtuluşu

SÜLLER’İN TARİHÇESİ
Anadolu Türk beylikleri zamanında şu anki yerleşim alanına ‘’SÜLLÜ’’ adında bir yörük beyinin yerleşimi ile Süller’in  temeli atılmıştır.Süller adını da,kurucusu olan bu kişinin adından alarak ‘’Süllüler’’olmuştur.Zamanla bu isim kısalarak bugünkü hali olan Süller şeklinde kullanılmaya başlanmıştır.

Kasabamız;Selçuklu ve Osmanlılar dışarıdan almış olduğu göçler sayesinde büyümüş ve gelişmiştir.Gelen bu kişiler arasında zamanın kültürlü ve bilgilerini bulunduğu ve bu nedenle kasabamızda eğitim,kültür merkezinin yani dönemin Medreselerinin açıldığı bilinmektedir.Bu bilgin kişilerden bazıları Molla Ali,Hoca Efendi ve Müftü Efendi oldukları ve yine bu dönemlerdeki Medreselerde 500’e yakın dışarıdan gelen öğrencinin eğitim gördüğü anlaşılmaktadır.

Kasabamız konumu itibari ile Denizli ilene bağlı ve il merkezine 80 km uzaklıktadır.Kuzeyinde Bükrüce köyü ile Bekilli ilçesi ,doğusunda Kavaklar ve Beyelli , güneyinde Kocaköy ve Çal ilçesi,batısında ise Akkent ve Hançalar kasabaları arasında yer almaktadır.Yerleşim alanının yeri;kuzeyinde bulunun Sarıkaya’nın eteklerinde kurulmuştur.Yine güneyinde Salvan Dağı,güneybatı ve batısında Büyük Menderes Vadisi yer almaktadır.Büyük Menderes ile kasabamız arasında tarım arazileri yer almaktadır.

Kasabamızda iklim olarak,yazları sıcak ve kurak,kışları ılık ve yağışlı iklim şartları yaşanmaktadır.Bitki örtüsü olarak genelde boş olmasına karşın sınırlı alanda çalılıklarla daha doğrusu Makilerle kaplanmıştır.Kasabamızda tarıma elverişli alanların yetersiz olması ,ekilen arazinin büyük oranda verimsiz olması,vatandaşlarımızın temin etme maksadı ile başka alanlara yönelmesine neden olmuştur.Bunun sonucu olarak Ticaret alanı son derece gelişmiştir.Kasabamızda,nakliyecilik halkımızın temel geçim kaynağını oluşturan sektör haline gelmiştir.Yaklaşık 4.000 Nüfusuna sahip Kasabamızda her dört kişiye 1 ulaşım aracı düşmektedir ki,buda Türkiye ortalamasının oldukça üstünde bir rakamdır.Nakliyecilikten sonra geçim kaynaklarının en belli başlısı çiftçiliktir.Kasabamızda Üzüm üretimi,hububat ekimi,pamuk,haşhaş,susam tarımı yapılmaktadır.Büyük menderes kıyısındaki verimli tarım arazilerinde ise Pancar,Yonca,Elma yetiştiriciliği yapılmaktadır.Ayrıca verilen teşfiklerden  sonra küçükbaş ve büyükbaş hayvan besiciliği son zamanlarda yaygınlaşmıştır.Sanayileşme ve yatırımlardan istenen payın alınamaması sonucunda,ekonomik koşulları yetersiz ve kendisine yetecek arazisi bulunmayan vatandaşlarımızın işini şehirden sağlayan nakliyecilerimizin kente göç olgusu ortaya çıkmıştır.Özellikle 1980’li yılların ortasından itibaren Kasabamızda büyük oranda göç vermiştir.

Kasabamız; yer itibari ile kökü eskilere dayanan bir yerleşim birimi olmadığından  tarihi eser ve kalıntılar,ören yerleri höyükler v.b. değerler açısından oldukça fakirdir.Kasabamızın Haşat mevkiinde var olduğu bilinen eski bir Bizans şehrinin kalıntılarına zaman zaman rastlanmaktadır.Ancak bu yerden günümüze,ayakta kalabilmiş hiçbir tarihi yapı ve eser intikal etmemiştir.

Kasabamız insanı;çalışkan,üretken,ileriyi gören ve ticaret yapmayı seven bir yapıya sahiptir.Gelecek kuşaklara daha güzel bir yaşama ortamı daha yeşil bir vatan bırakma düşüncesi ile 1985 yılında başlatılan çalışmalar sonucunda Türkiye’de ilk defa özel ormancılık Kasabamızda başlatılmıştır.O günden bugüne 850 vatandaşımızca yaklaşık 1600 Hektarlık boş alan ağaçlandırılarak özel şahıs haline getirilmiştir.Yapılan çalışmalar kısa zamanda meyvesini vermiş ve bu alanlar yemyeşil çam ormanları haline gelmiştir.

SÜLLER’İN KURTULUŞU
Milli mücadele tarihinde İKİ DEFA İstiklal Madalyası aldığı anlaşılan Çal Müftüsü Ahmet İzzet Çalgüner Yunan işgali üzerine Çal’da ilk milli teşkilatı kurmuş, Müdafaa-i Hukuk Reisliği yapmış, zaferden sonra kendisine edilen ödevleri benimseyerek irşat vazifesine devam eden ömrünü kırk beş yıl ifa ettiği MÜFTÜLÜK makamında tamamlayan mücahit.

Çal Müftüsü İzzet Efendi: Çal dağlarının ünlü eşkiyası Dede Efe, Demirci efe ile bağlantı kurmuş, Kaklık köyü ve çevresinden toparladığı gönüllülerle Çal’da kaymakamın karşı koymasına rağmen Denizli’ye gitmiş. İzmir’in işgalinden sadece altı saat on dakika sonra, “Milli Mücadele’nin ilk fetvası”nı ilan etmiştir.

Yunanlılar Uşak’ı işgal ederek, Çal çevresindeki köyleri ele geçirmişler. Kasabamıza girdikleri zaman Müftü Ahmet İzzet  Efendiyi aramışlar, bulama- yınca SÜLLER’deki evini basmışlar. Canından çok sevdiği kitaplarını talan ederek evini ve değirmenini yakmışlar.”Sarığını boynuna dolayıp  sürükleyeceğiz demişler.

Hafızalarda kalan diğer dört Milli Mücadele Emektarları:

Osman Uysal (Kocaköy imamı)
Veli Yıldırım (Çal)
Mustafa Ertuğrul (Çal)
Süleyman Pir (Çal)


Eigene Webseite von Beepworld
 
Verantwortlich für den Inhalt dieser Seite ist ausschließlich der
Autor dieser Homepage, kontaktierbar über dieses Formular!